Gökler yarılır , içinden düşer düşünceler,
Sanmayın biriktirdiklerimiz yok oluyor, gökte bütün sözler, söylenenler
düşecekler kafamıza birer birer..
Sisli bir havanın, verdiği derinlik ile
sarar havayı bir küf kokusu..
Bir gitar solosu gibi aklın, bir aşağı, bir yukarı..
İçine çekersin her nefeste yalnızlığını, sararsın sigaranın dumanına sevgini, sevdiğini…
Rüzgardan bile saklarsın bazen, içindeki tedirginliği..
Bir yanımız aydınlık, bir yanımız deli
Bu bir life circle, yaşam çemberi,
ne ucu, ne başı belli..
Naylon dünya demiştim seneler önce, baktım şimdi de farklı değil aslında
Amlalaj değişmiş, içi dışı bir yine
Naylon dünyanın içinde ki gerçeği az bilen vardı,
sayılar değişti ama rasyolar yine aynı..
Hala yalnız olan martı , Martı Jonathan Livingston’dur
ve diğerlerinden farklı..
Yine düşünce gücü, insanın içinde ki itici gücü
ve yine karmaşık..
Freud demişya Yüzündeki kadın resmi ile ;
“Yaşam belirtisinin kökeninde duygulanma vardır, duygulanmanın da temeli aşktır.”
Asıl olanda bu galiba sevdadandır, sevdadandır.
Ya o zaman
Yanızlık neden bir pasaklı kontes? neden rezil olmak bu kadar iyi,
söyle CAN abi, senin sevgi duvarını yıkalım mı şimdi…
Duvar da olmasın, duvarlarda da olmasın sevgi,
içimizde olsun, canlı ve dip diri
dediğin gibi,
ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi..
saklamamak lazım ne sevgiyi nede sevgiliyi..
yaşamak lazım deli gibi,
su gibi, aş gibi…
Saat 5, 5. şarkıda, 5 dakika ara gibi.
Her şeye karşı..
Sevgiyle kalın, sevgili ile gibi
Bir yanımız aydınlık, bir yanımız deli..
Bymorpheus
